Sayın Eda Babuna'nın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a 19 Nisan 2007 tarihinde gönderdiği dilekçe

 

19 Nisan 2007

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi ,

Ben Cevat ve Semin Babuna'nın 4 kızından biriyim. Daha önce size çeşitli defalar yazdığım dilekçelerimde annem ve babamın ortaya attıkları iddialarla ilgili olarak detaylı açıklamalarda bulunmuş ve onlarla beraber aynı evde yaşamamamızın sebeplerini özetlemeye çalışmıştım. Bu sefer değerli vaktinizi almamın sebebi, babamın ve annemin geçmişte bize yönelik gösterdikleri tavırlar değil, şu anda çeşitli televizyon kanallarında şahsımıza, kişiliğimize, ahlakımıza, namusumuza yönelik yaptıkları çirkin saldırılardır.

Babam, 17 Nisan gecesi katıldığı bir televizyon programında ben ve kardeşlerimle ilgili olarak hipnoz olduğumuzu, ablamın eşinden zorla boşandırıldığını, malımızı mülkümüzü gayri meşru şekilde harcadığımızı, ablamın çocuklarının babalarından kalan mallara zorla el koyduğumuzu ve onları olumsuz yönlendirdiğimizi, diğer ablamın bir evde zorla alıkonulduğunu ve dışarıyla irtibatının kesildiğini, okulumuzu birtakım kişilerin baskısıyla bıraktığımızı v.s iddia etmiştir.

Sayın Başbakanım,

Ben 27 yaşında üniversite eğitimi almış bir insanım. Babamın zorla boşandırıldığını iddia ettiği ablam Hüma 40 yaşındadır. Bir evde alıkonulduğunu ve dışarıyla irtibatının kesildiğini iddia ettiği diğer ablam Tuba 37 yaşındadır. Mallarına zorla el konulduğunu iddia ettiği yeğenlerim 19 ve 22 yaşındalar, bunu yaptığını öne sürdüğü anneleri 45 yaşında, çevresi eski cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlardan oluşan eski bir milletvekili eşidir. Okullarına devam ettirilmediğini iddia ettiği kardeşlerimin tümü yüksek okul mezunu, yeğenlerim de halen eğitimlerine devam etmektedirler.

Hepimiz aklı başında, muhafazakar yaşayan, milli-manevi değerlerine son derece bağlı, dürüst ve haysiyetli insanlarız.

Bizi çok iyi tanıyan, bu yönlerimize yakından şahit olan ve hatta çok çeşitli kereler bunu yakınlaşmaya çalıştığı dindar çevresine karşı  kullanan babam, bir anda menfaatleriyle çatışan birtakım durumlar ortaya çıktığı için tamamen tavır değiştirmiş ve gerçek yüzünü tüm Türk halkının gözleri önünde göstermiştir.

Babam, televizyon kanallarında, eğitimli, dindar, dürüst, samimi, Türk İslam gelenek ve göreneklerine uygun yaşayan çocuklarına karşı, hayatını fuhuş yaparak kazanmakta olan genç bir hayat kadınını savunmakta, onun açıklamaya dahi utandığımız çirkin yaşantısını bize örnek olarak göstermektedir.

Hayatında ilk defa gördüğü, nasıl yaşadıklarını, hayatlarını nasıl kazandıklarını, ahlaklarını, karakterlerini hiç bilmediği, BAV'dan ayrıldığını iddia eden bir takım karanlık kişilerin sözlerini kullanıp kendi öz çocuklarına karşı cephe almaktadır. Onların çirkin iftiralarını sanki gerçekmiş gibi çocuklarının aleyhinde Türk televizyonlarına çıkarak kullanmaktadır. Dindar ve iffetli yaşayan çocuklarını yalancı, hayatını nasıl kazandığı malumunuz olan kişileri dürüst insanlar olarak tanıtmaktadır.

Ehli sünnet düşmanı, kendini alim gibi gösteren, İslam dinine ve devlete karşı saldırgan bir sahtekarı ortaya çıkartıp çocuklarını eğitmesini, kendi sapkın fikirlerini onlara aşılamasını istemekte ve hatta bunu yapması için ona yüklü miktarda para temin etmektedir.
Allah'a, İslam'a, Kuran'a, milli-manevi değerlere, devlete çirkin şekilde saldıran bir takım medyaya arka çıkıp, onların bu tavırlarını destekler yönde konuşmalar yapmakta ve, temiz, haysiyetli bir hayat yaşayan çocuklarına saldırabilmek için bu çevrelerin desteğini kullanmaktadır.

Kendisi sizin de  malumuz olduğu üzere bir takım mekanlarda uygunsuz fotoğraflar çektirip, genç insanları ve eşini de bu konuda teşvik edip, bu yaptığı sanki çok makul bir olaymış gibi tüm televizyonlarda savunmasını yaparak, Sayın Adnan Oktar'ın tüm dünyada yankı uyandıran İslam dinini yayma konusundaki çabalarına utanmadan dil uzatmaktadır. Kendisi bu içkili toplantılarda sapkın ve uygunsuz şekilde kendi anlayışı çerçevesinde eğlenirken, Sayın Adnan Oktar evinden dahi çıkmadan sabahlara kadar Allah'ı ve İsl am ahlakını tüm dünyaya anlatan mükemmel eserler ortaya çıkarmaktadır. O yıllarca çalışarak kazandığını iddia ettiği parasını bu tip sapkınlıklara harcarken, sayın Adnan Oktar tüm gelirini İslam'a hizmete harcamakta ve babamın tek cümlesini bile yazmaya güç yetiremeyeceği eserlerini tün dünyaya ulaştırmak için büyük bir çaba göstermektedir.

Tüm bu yaptıkları medya önünde, tüm Türk halkının gözleri önünde gerçekleşmektedir. Fakat olayların bir de görünmeyen kısmı vardır. Annem babamın teşvikiyle sürekli olarak hem beni hem çevremi tehdit etmekte, kendi öz kızına karşı 'mafyayı peşine taktırtıp, en olmadık işkenceler yaptırtırım, ayağına sıktırtırım, kolunu bacağını kırdırtırım' diyerek tehditler savurmakta, babamın da o konuşurken arkadan destekler yönde sesi duyulmaktadır.

Sayın Başbakanım,
Ben bu tip konuları gündeme getirip, seviyesiz tartışmalara girecek bir insan değilim. Fakat ailemin son günlerde ahlaka uygun olmayan davranışlarının şiddetini arttırması ve iyi insanlara karşı verdikleri mücadele beni bunu yapmaya mecbur etmiştir. Sinsice sürekli bir tehdit var. Halkı üstümüze kışkırtıyorlar. Sokağa çıkamayacak hale geldik. Bir çok kişiden tehdit alıyorum. Babamdan para alabilmek için bir çok karanlık insan saldırgan tutum sergiliyor.

Bu sebeplerden dolayı can güvenliğimin sağlanmasını ve babam Cevat Babuna'nın, halkı galeyana getiren, haysiyetime, şerefime ve itibarıma yönelik saldırılarına karşı gerekli önlemlerin alınması uygun kanun maddelerine göre cezalandırılmasını talep ediyorum.