Sayın Tuba Babuna'nın TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç'a gönderdiği
30 Nisan 2007 tarihli dilekçe

 

                                    30 Nisan 2007

TBMM Başkanı Sayın Bülent Arınç,

Ben Semin ve Cevat Babuna'nın İktisat Fakültesi mezunu 37 yaşındaki kızı Tuba Babuna. Sizi ailemin üzerimde kurduğu baskı nedeniyle hayatımın altüst olması konusunda bilgilendirmek istiyorum. Ben son bir-iki yıla kadar ailemle birlikte yaşayan bir insandım ancak ailemin, dozu gittikçe artan eziyetleri, baskıları nedeniyle evden kardeşlerimle birlikte ayrılmak zorunda kaldım. Bunun üzerine annem ve babam bizi eve döndürmek için televizyon kanallarına çıkıp olmadık yalanlar söylerek kamuoyunu bize karşı kışkırtmaya başladılar.

Sizi evden ayrılış sebebimle ilgili bilgilendirmek ve konuyla ilgili yardımlarınızı istiyorum. Annem ve babam tüm yakın çevremizin de bildiği gibi son derece zalim ve acımasız insanlardır. Gelenek ve göreneklerimize bağlı Türk insanının sahip olduğu merhamet, özveri, çocuklarına düşkünlük, fedakarlık gibi değerlerden birhaber yaşarlar. Küçük yaştan itibaren anne ve babamın fiziki ve psikolojik şiddetine maruz kaldık. Henüz çocuk yaştayken babam beni pencereden atmaya kalkıştı. Dinine bağlı, namazında niyazinda müslüman olan dedem araya girerek beni babamın elinden aldı. Babamın bu şekilde öldürmeye kalkışmasından sonra hayatım boyunca aynı evin içinde onunla karşılaşmamaya çalışarak yaşadım. Babam eve geldiğinde kendimi odama kapıyor o gittiğinde çıkabiliyordum. Nitekim sürekli olarak sudan sebeplerle bahaneler bulup kardeşlerimi ve beni dövüyordu. Arkadaşlarımın önünde defalarca kalın sopalarla dayak yedim. Her kızdığında saçımı kestiği için sürekli berbere giderek saçlarımı düzelttirmek zorunda kalıyordum. Babamın tekme tokat dayaklarından yüzümde kalan morlukları kapayamadığım için lise yıllarında bir çok gün devamsızlıklarım oldu. Tüm bu zor yıllar, bizde büyük bir psikolojik baskı unsuru oldu. Yaşımız büyüdüğünde de babamın tutumu bize karşı değişmedi. Her fırsatta arkadaşlarımızın önünde bizi aşağılaması, evde cam pencere kırarak bizi korkutmaya çalışması gibi eziyetleri devam etti. Geceleri arkadaşlarını çağırarak kurdukları içki sofralarından sonra bize saldırmasın diye kendimizi odalarımıza kilitleyerek yaşadık yıllarca. Defalarca ağabeyimin oda kapısının camını kırarak eline aldığı cam parçalarıyla dediklerini yapmazsa boğazını keseceği tehditlerini savuruyordu. Bu tip durumlarda korkudan evin gizli köşelerine saklandığım çok olmuştur. Annem ise gayri meşru ilişkiye giren bir kadındır. Bu ahlaksız yaşantıyı bırakması konusunda kendisini çok uyardık ama bizi dinlemedi. Şerefine ve haysiyetine düşkün insanlar olduğumuz için evde daha fazla kalmak istemedik ve ayrıldık.
Sizin de anlayacağınız ve takdir edeceğiniz gibi ailem bütün hayatımız boyunca bize kan kusturdu. Ağabeyimin kan kanseri olduğu zaman ölmesi için gün saydılar. Babam tedavi masraflarını tümüyle kesti. Hastaneden kendisini arayan kardeşim tedavinin devamı için kendisinden para istediğinde "ister geber ister yaşa umurumda değil sana beş kuruş yok" diyerek telefonu yüzüne kapıyordu. Bunun üzerine kardeşlerim ve ben tüm mal varlıklarımızı nakite çevirerek kardeşimizin tedavi masraflarını karşılamak zorunda kaldık.

Babam yaşlı, sakat, çaresiz ve hasta insanların ölmesi gerektiğine inanan hasta ruhlu bir insandır. Annem ise gayri meşru ilişki kurarak babamı yıllarca aldattı. Bu   konu aile içinde yıllarca bize utanç veren bir sır olarak kaldı. Onurumuza ve haysiyetimize dokunan bu konuyu kimseye hissettirmemeye çalıştığımız halde yakın çevremizden bir çok kişi durumun farkındaydı.

Sonunda bütün bu çirkin olaylar dayanamayacağımız bir hal aldı. Onuruna düşkün insanlar olarak böyle insanların olduğu bir evin içinde yaşamanın nasıl büyük bir acı ve sıkıntı oluşturacağını siz daha iyi takdir edersiniz. Nitekim biz de artık bu baskıya daha fazla dayanamayarak evden ayrıldık. Kardeşlerimden bazıları yaşadıkları korkuları nedeniyle geceleri uykularından çığlık atarak uyanıyorlardı. Bunca zaman yaşadıığımız korkular ruhumuzda derin yaralar meydana getirdi. Daha yeni yeni huzur bulmaya başladık. Ancak gene de aradığımız huzuru bir türlü tam olarak bulamıyoruz. Çünkü peşimizi bırakmak istemiyorlar. TV kanallarına çıkıp iftiralar atarak, telefonda bize tehditler savurarak ve bir çok yolla geri dönmemiz için baskı yapıyorlar. Bu durumda yüksek makamınıza başvurarak yardım istemekten ve konuyla ilgili sizi bilgilendirmekten başka çarem kalmadı. Annem ve babamın bu yaptıklarından dolayı cezalandırılmalarını ve artık kardeşlerimi ve beni rahat bırakmalarını istiyorum.

Saygılarımla
M. Tuba Babuna