BAV MENSUPLARININ AİLELERİ İFTİRALARI DİLEKÇELERLE YALANLIYOR

Sayın Hilal Çalıkoğlu'nun İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine
gönderdiği dilekçe



İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne (2006-26)

Ben Hilal Çalıkoğlu, TRT İstanbul Devlet Radyosunda kadrolu sanatçıyım. Dile kolay tam 40 senelik harika bir evliliğim ve mutlu bir ailem var. Öncelikle bu mektubu sizlere yazış amacımın son dönemlerde kamuoyunda ve görsel medya organlarında sık sık gündeme gelen Doktor Oktar Babuna ve Bilim Araştırma Vakfı ile ilgili ailevi mevzuların bizlere vermiş olduğu manevi rahatsızlıkla ilgili olduğunu belirtmek isterim.

Bu rahatsızlığın sebebi ise televizyonlarda ve basında duyduğumuz, okuduğumuz ve izlediğimiz tüm haberlerde, sanki bu camiaya mensup tüm insanların ya da ailelerinin aynı dertlerden muzdarip olduğu şeklinde bir infial uyandırılmak istenmesiyle ilgilidir.

Ben Bilim Araştırma Vakfı ve Sayın Adnan Oktar’ın Harun Yahya müstear ismiyle kaleme aldığı eserleriyle en büyük oğlum Emre Çalıkoğlu’nun evimize getirdiği kitaplar ve belgesel filmler vesilesiyle tanıştım. Uzun yıllardır eserlerini severek okumakta ve internet sitelerinden yakinen takip etmekteydim. Ayrıca yine vakfın düzenlemiş olduğu onlarca bilimsel konferansa bizzat katılma imkanı buldum. Gerek fikirleri gerekse manevi değerlere verdiği önemden ötürü kendisini büyük bir hayranlıkla takdir ve takip etmekteyim.

Elbette böyle muhterem bir şahsiyetin oğlum ve yakın çevresi üzerinde birçok olumlu etkisi olmuştur. Kendisi vatanına milletine düşkün, manevi değerlere çok önem veren, yardımsever ve çok iyi ahlaklı bir evlattır. Oğlumun bu örnek kişiliği, diğer iki oğluma ve hatta onların da yakın arkadaşlarına kadar sirayet etmiştir. Hiç şüphe yok ki tüm bu gençlerin, günümüz dejenere gençliğine kıyasla çok gurur duyulacak nitelikte insanlar olmalarında Sayın Oktar’ın eserlerinin büyük katkıları vardır.

Oğlumun bugüne kadar gördüğümüz ve tanıdığımız tüm arkadaşları da saygın, çok efendi, tertemiz ve çok iyi yetişmiş gençlerdir. Birçoğunun ailesiyle uzun yıllardır dostluğumuz vardır. Hatta bu ailelerden Ayan ailesiyle olan dostluğumuz, eşimle birlikte gençlik dönemlerimizden bu yana devam etmektedir. Oğulları Timur Ayan ve oğlum doğdukları günden itibaren birlikte büyümüşler, en güzel okullarda harika bir eğitim görerek özenle yetiştirilmişlerdir.

Evlatlarımın hiçbirinden ve tanıdığım hiçbir arkadaşlarından bugüne kadar bizleri mahcup edecek en ufak bir tutum, hal ve davranış görmedim. Hepsi cana yakın, neşeli, pek saygılı ve dürüst gençlerdir. Öyle yansıtıldığı gibi evimize gelmezlik, hal hatır sormazlık bir yana büyük oğlum halen bizimle birlikte yaşamaktadır. Kardeşleri ve tüm arkadaşları da bizleri sık sık ziyarete gelir yazlık evimize konuk olurlar hatta bizde 1-2 gün kalırlar. Uzun uzun sohbetler ederiz, yemekler yeriz.

Bu çocukların şahsen tanıdığım ve bildiğim onlarca ailesinde de benzer durumların olduğunu çok iyi bilmekteyim. Herkesin gurur duyduğu ve gıpta ettiği evlatları olduğuna da bizzat şahidim. Ancak gündeme getirilen ve televizyonlarda duygu sömürüsü halinde halkımıza bilinçsizce ve asılsızca lanse edilen bu “aile trajedisi” izleniminin neden verildiğini kesinlikle anlamış değilim.

Buradan tüm basına ve medyaya çağrıda bulunuyorum. Gelsinler, bizlerle de röportaj yapsınlar ve bu kadar büyük bir camiadaki onlarca ailenin olumlu görüşlerini ve fikirlerini 2-3 ailenin karalamasına izin vermesinler!

Elbette o ailelerde kendilerine has aile içi sorunlar olabilir. Her toplumda böyle ailelere rastlanabilir. Bu son derece doğal bir durumdur. Siz bugün herhangi bir mahallede 10 tane eve girseniz, birçok aile içi anlaşmazlık, uyumsuzluk ve kavga mevzularına şahit olabilirsiniz. Ancak bunun neden sadece bu camiaya mensup tüm ailelere ait olan bir “özel durum”muş gibi lanse edildiğine hala bir anlam veremiyorum. Ve her şeyden önce vicdanlı bir anne olmamdan ötürü evlatlarım ve evlatlarım kadar sevdiğim bu gençlerin bu konumda yansıtılmaya çalışılmasından manevi olarak son derece büyük bir üzüntü ve rahatsızlık duyuyorum.

Bu sebeple, gerçekleri bilgilerinize sunma gereği duygum.

Saygılarımla,

Hilal Çalıkoğlu