Kızkardeşim Eda Babuna'nın 22 Kasım 2006 tarihinde 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne
verdiği beyan
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Başkanlığına
-2006/26 numaralı dosyayla ilgili olarak
Sayın Başkan,
Ben Ferhunde Eda Babuna, 26
yaşındayım. Semin ve Cevat Babuna’nın en küçük çocuğuyum.
Daha evvel de kızkardeşlerimle birlikte sayın mahkemenize
başvurup anne ve babamın sizi ve kamuoyunu asılsız bir takım
iddialarla meşgul ettiğini bildirdim, ama bazı hususların
daha da açığa kavuşması açısından size tekrar bir dilekçeyle
başvurmayı gerekli gördüm.
Ben Şişli Terakki’yi bitirmemin
ardından Notre Dame De Sion Fransız Kız Lisesinde okudum,
daha sonra da öğretimime bilgi Üniversitesi Uluslararası
İlişkiler Fakültesinde devam ettim. Çok başarılı bir eğitim
hayatım oldu, iki dil biliyorum ve yetişkin, olgun, aklı
başında bir insanım. Annem ve babamın, son günlerde yaşlı
bir avukatın oyunlarına alet olarak, benimle ilgili tamamen
uydurma iddialarda bulunması son derece üzüntü verici.
Annem okulumu başkalarının zoruyla
bıraktığımı iddia ediyor. Oysa bu tamamen asılsız. Ben kendi
isteğimle ve tamamen kendi çabamla Bilgi Üniversitesi Uluslararası
İlişkiler bölümünü kazandım. Okula devam ederken erkek kardeşim
Oktar çok ölümcül bir kansere yakalandı, tedavisinin bir
bölümü Amerika’da bir bölümü ise Türkiye’de devam etti.
Türkiye’deki tedavisinde ben de kızkardeşlerimle birlikte
hep yanındaydım ve kardeşime baktım. Ayrıca Ablam Ceyda
Ertüzün Amerika’da Oktar’la ilgilenirken 2 yıl süreyle evimizde
bizimle kalan yeğenlerimle ben ilgilendim. Bu önemli sorumluluklar
dolayısıyla okuluma (daha sonra tekrar devam etmek üzere)
bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Annemin okulumu
başkalarının zoruyla bıraktığım iddiası hiçbir şekilde doğruyu
yansıtmıyor.
Annem ve babam sahip olduğum
malları devrettiğimi iddia ediyor. Benim ve kardeşlerimin
bir miktar gayrimenkullerimizin olduğu doğrudur, ancak bunları
başkalarına devrettiğimiz iddiası tamamen asılsızdır. Kardeşim
Oktar’ın yurtdışındaki kanser tedavisi çok uzun ve zorlu
geçti. Tedavi esnasında babam Cevat Babuna, Oktar’ın hayatından
tamamen ümit kestiği için Amerika’ya tedavi için para göndermedi.
Oktar ve iki kızkardeşim hem kanserle hem de maddi sorunlarla
ilgilenmek zorunda kaldılar. Bu şartlarda, ben de hiç düşünmeden,
bu dükkanlarımı satıp onlara destek olmaya çalıştım. Annem
ve babam vicdanen büyük bir zaafiyet içindeler, kardeşimi
tedavi esnasında parasız bıraktıkları için gayrimenkullerimizi
satmak zorunda kaldığımızın öğrenilmesini istemiyorlar.
Sanırım bu “malları başkalarına devretme” yalanını da bu
olayı örtbas etmek amacıyla ortaya atıyorlar.
Ailem beynimin yıkandığını iddia
ediyor. Ben 26 yaşındayım. Kanunen milletvekili bile olabilecek
bir yaştayım, üniversite öğrencisiyim ve iki dil biliyorum.
Benim kimse tarafından etki altına alınıp kendi irademin
dışında başka bir iradenin kontrolü altına girmem mümkün
değil. Ayrıca çok genç yaşta annem ve babam seyahatlerde
partiler düzenlerlerken ben önce erkek kardeşimin kanser
hastalığıyla daha sonra yeğenim Erdemin kalp rahatsızlığıyla
bizzat ilgilendim. Bu da bana büyük bir olgunluk ve şuur
kazandırdı.
Annem eve gelmediğimi ve nerede
kaldığımı bilmediğini iddia ediyor. Son bir yıla kadar ailemle
birlikte kalıyordum fakat anne ve babamın içki içip ne yaptığını
bilmez insanlarla olan dostlukları beni onların evinden
uzaklaşmaya mecbur etti. Kardeşlerimle birlikte aynı apartmanın
başka bir dairesine taşındım. Muhafazakar bir anlayışa sahibim.
Türk örf ve adetlerine uygun bir hayat yaşıyorum, ailemin
bu hayat şeklini tavsip etmeme imkan yok, hiçbir şekilde
bu tarz ortamlara katılmamama rağmen anne ve babamın bana
kolayca ulaşabilecekleri yere taşındım ve yine kendimle
aynı güzel ahlaka sahip özkardeşlerimle birlikte yaşıyorum.
Anne ve babam çok şefkatli olduklarını
ve çocuklarından hiçbir fedakarlığı esirgemedilerini iddia
ediyorlar. Oysa yıllarca beni ve kardeşlerimi en zor zamanlarımızda
hep ortada bıraktılar. Babamdan yıllarca kayışla ve çitlenbik
sopasıyla havadan sudan sebeplerle dayak yedik. Bizi hep
rencide edecek ve aşağılayacak tavırlarda bulunurdu. Örneğin
ben küçük bir çocukken sırf sinirlendiği içi saçımı arkadan
toplu olduğu halde dibinden kesti, saçımı açtığımda son
derece şekilsiz bir haldeydi. Ertesi gün kuaföre saçımı
düzeltmek için gittiğimde utancımdan bunu babamın yaptığını
söyleyemedim, arkadaşlarımla oyun oynarken bir arkadaşımın
şaka olsun diye yaptığını söyledim.
Annem ve babamın daha pek çok
zalimliklerine şahit olduk. En önemlisi erkek kardeşimi
ve yeğenimi ölüme terkettiler, bakamadıkları gibi maddi
yardımı da kestiler.
Bu gibi ahlaki ve vicdani zaafiyetleri
olan anne ve babam maalesef bir hanım avukatın kolayca etkisi
altına girerek mahkemenizi asılsız iddialarıyla meşgul ettiler,
bizimle hiçbir alakası olmayan masum insanlara iftiralar
attılar.
Babam ve annem tamamen kendilerine
telkin edilen aslı olmayan şeyleri anlatarak suç olduğunu
bildikleri halde sayın mahkemenizi yanlış yönlendirmeye
çalışıyorlar. Bizim mahkemenizde yargılanan kişilerle hiçbir
bağlantımız ve onlardan bir şikayetimiz yok. Bu konuda sayın
makamınızı bilgilendirmek istedim.