Sayın Tuba Babuna'nın

Adalet Bakanlığı'na gönderdiği 15 Kasım 2006 tarihli dilekçe

 

15.11.2006
Adalet Bakanlığı Makamı’na

Sayın Adalet Bakanım,

Ben, Tuba Babuna. Cevat ve Semin Babuna’nın kızlarıyım. Annem Semin  Babuna’nın  İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi önünde ortaya attığı bazı asılsız iddialarla ilgili olarak Sayın Bakanlığınıza son günlerde kardeşlerimle birlikte çeşitli defalar dilekçe gönderdim. Ancak   anne ve  babamın  medya önünde de tekrarladıkları bu asılsız iddialara, özellikle de bu iddaların şahsımla ilgili olan kısımlarına  açıklık getirmek ve yüksek makamınızı bazı önemli konularda bilgilendirmek ihtiyacı hissediyorum.

Ben 37 yaşındayım, Nişantaşı Kız Lisesinin ardından, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdim. Daha sonra Koç Üniversitesinde Sosyoloji bölümünde eğitimime devam ettim. Milliyetçi, muhafazakar bir yapım var, olgun, şuurlu ve doğru bildiğinden şaşmayan bir Türk vatandaşıyım. İki üniversitede eğitim gördüm, yabancı dil biliyorum. Annemin ve babamın yönlendirildiğimi, beynimin yıkandığını iddia etmesi hem çok saçma hem de üzücü. Onlar benim hep doğru bildiğinden şaşmayan, inandığını sonuna kadar savunan bir insan olduğumu söylerlerdi. Şimdi ise birdenbire sanki küçük bir çocuktan bahseder gibi yönlendirildiğimi iddia ediyorlar. İki üniversitede eğitim görmüş, hayatının muhtemelen ilk yarısını geride bırakmış bir insanı kimse hiçbir şeye yönlendiremez. Tam tersine ben yaşlı anne ve babamın zihinlerinde son zamanlarında yaşadıkları bazı problemlerden faydalanan bir bayan avukat ve çevresindeki kişiler tarafından yönlendirildiklerini, beyinlerinin yıkandığını ve bu suretle mahkemeye yalan beyanatlar verdiklerini düşünüyorum.

Annem ve babam acıma  ve  şefkat duygusundan yoksun insanlardır. Onların bu özelliğini genç yaşımızda farkedip dört kardeşimle beraber bu yapılarından kendimizi koruduk. Evde çok büyük hastalıklar yaşadık, önce kardeşim Oktar’ın kansere yakalanışı sonra da yeğenim Erdem’in çok ağır bir kalp ameliyatı geçirmesi ve  bu süreçte yaşadıklarımız beni ve kardeşlerimi daha da olgunlaştırmıştır. Bu hastalıklar bizim kardeşlerimizle aramızdaki dayanışmayı,  şefkat ve merhamet duygularımızı  ne  kadar arttırdıysa annem ve babam da tam tersine daha da zalimleştiler. Onların bu  ahlaki zayıflıklarını, bu hastalık dönemlerinde daha da iyi anladık. Oktar’ı ve Erdem’i ölüme terkedip yardım etmediler. Biz kızkardeşlerim Hüma, Ceyda ve Eda madden manen tüm sorumluluğu üstlendik. Gayrimenkullerimizi satıp tedavi masraflarını üstlendik, ayrıca yıllarca biz baktık onlara. Oktar’ın hastalığının altındaki sebeplere gelince; Oktar Amerika’ya ihtisas için ilk gittiğinde babam onu tamamen parasız bıraktığı için sadece elmayla beslenip günlerce hastanede nöbet tutmak durumunda kaldı ve  bu nedenle bağışıklık sistemi tamamen çöktü. Muhtemelen bu maddi zorluklar şu anki hastalığına zemin hazırladı ve buna da babamın sebep olduğunu düşünüyorum.

Benim eve gelmediğimi hatta kardeşlerimden de ayrı bir yerde kaldığımı söylüyorlar. Ben annemlerle aynı apartmanda alt katlarında kardeşlerim ve yeğenlerimle birlikte oturuyorum. Son 1 yıla kadar ailemle kalıyordum fakat annemlerin Türk örf ve adetlerine uygun olmayan bazı alışkanlıkları beni onlardan ayrı bir dairede yaşamaya mecbur etti. Başkalarının telkiniyle başka yerlerde kaldığım iddiası tamamen asılsızdır. Anne ve babamın alt katlarında oturduğumu bildikleri halde böyle saçma bir iddia  ortaya atabilmeleri, yönlendirildiklerinin, başkalarının  menfaatleri için yalan  söylediklerinin açık bir  göstergesidir.

Annem ve babam çok fedakar ve çok merhametli insanlar olduklarını söylüyorlar. Oysa geçmişte yaşadıklarımız bunun tam aksini göstermektedir. Örneğin, annem ve babamın evdeki yaşlılara karşı tavırları çok zalimceydi. Anneannemin tüm emekli maaşını elinden alıp kendi istedikleri yönde harcayıp anneannemin hiçbir isteğini yerine getirmiyorlardı. Anneannemin parasıyla alınan Nişantaşındaki evimizin tapusu sadece babamın üzerine kayıtlıydı. Kadıncağız kendi evinde misafir gibi kalıp, babamla karşılaşmamak için genelde vaktini odasında geçirirdi. Annemin ve babamın olumsuz tavırlarından etkilenmemek için yıllarca sinir hapı kullandı.

Bütün bunlar ailevi meseleler olarak görülebilir. Ancak annemin ve babamın iddialarının etki  ve yönledirme altında ortaya atılmış iftiralar olduğunun anlaşılması için bunları yüksek makamınıza arz etmek zorundayım. Anne ve babamın gerçek yüzlerinin bilinmesini ve mahkeme huzurunda ve basında verdikleri beyanatların dikkate alınmamasını talep ediyorum.

Vicdanlı bir insan olarak İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan 6 tane pırıl pırıl insana ve Sayın Adnan Oktar’a atılan iftiralar bana da çok sıkıntı veriyor. BAV camiasıyla fiili hiçbir bağım olmamasına rağmen dünya çapında verdikleri konferansları ve Sayın Adnan Oktar’ın yazdığı kitapları çok takdir ediyorum.

Annem ve babam sözlerine itibar edilecek insanlar değiller. Belli kişilerin yönlendirmesiyle verdikleri gerçek dışı ifadeler dikkate alınmamalıdır.

Saygılarımla Bilgilerinize Sunarım.
Tuba Babuna